Mumcu’nun hayatını kaybettiği gün doğan çocukların bugün 33 yaşında.

Uğur Mumcu daha yaşarken ölümsüzlüğü yakalamış bir aydındı. Gazeteciliğiyle, yazarlığıyla, militan duruşuyla, düşünceleriyle, mücadele azmiyle harmanlayıp oluşturduğu kişiliği, onu benzersiz bir aydın yapmıştı Onu katlederek bedenini aramızdan alanlar, yukarıda sıraladığımız özelliklerinin de toplum katında erozyona uğrayacağını, kabul görmeyen, korkulan değerler olacağını düşündüler. O, gerçek bir demokrat, yılmaz bir Atatürkçü, geçmişin ışığında, geleceği çok iyi gören bir aydın, örnek bir yazar ve araştırmacı gazeteciydi. Silahsız ve saldırısız her düşüncenin özgürce açıklanmasından yana tavır koymaktaydı.

Siyaset-Ticaret-Din üçgeninde yaşananları, Ortadoğu’da devlerin petrol savaşlarını,

Ülkeyi yönetenlerin yakınlarının kurdukları paravan şirketler eliyle yaptıkları soygunları,

Türkiye’den yurt dışına görevli gönderilen din adamlarının maaşlarının Suudi Arabistan

Kaynaklı RABITA örgütünce ödendiğini,

1980 öncesi Türkiye’de yaşanan terör ortamında birbirine silah sıkan sağcı ve solcu

kesimlere Bulgaristan üzerinden aynı odaklarca silah sağlandığını

Türkiye üzerinde oynanan büyük oyunları,

Demokrasinin, lâikliğin, Atatürkçülüğün, fikir özgürlüğünün ne demek olduğunu hep onun yazdıklarından öğrendik. Türkçeyi çok iyi kullanırdı. Adalet, demokrasi ve çağdaşlaşma düşmanı kişi ya da kişiler tarafından hunharca katledilen kalpaksız Kuvay-ı Milliyeci Uğur Mumcu'nun, yaşamı boyunca yüreğini, beynini, emeğini halkının doğru bilgilenmesine adamıştır. O enkaz, sadece patlamış bir aracın enkazı değil.

Son 25 yıl içerisinde Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Necip Hablemitoğlu başta olmak üzere yolumuza ışık tutmak için kaleminden başka bir gücü olmayan aydınlarımıza yapılan suikastlar, demokrasimize yapılan birer darbedir. Sivas’ ta aydınlarımızı yakanlarla, yazarlarımıza suikastlar düzenleyenler aynı karanlık ve gerici zihniyetin meyveleridir. Bu acımasız saldırıları yaUğur Mumcu, 24 Ocak 1993 Pazar günü arabasına yerleştirilen bomba ile öldürüldü. Son yazısı “Zeyilname” oldu. Yaşamına pek çok ödülü de sığdıran Uğur Mumcu, ölümünün ardından da sayısız ödüle değer bulundu. Uğur Mumcu, yürekli, düşündüğünün arkasından giden, asla yılmayan bir savaşçı, bir aydın ve “gazeteci” kelimesinin içini dolduran özgür bir kalem idi. panların aramızda dolaşıyor olması ise acıların en büyüğüdür.

O enkaz, Mumcu'yu öldüren güçlerin, isimler ve anlayışları değişse de yerli yerinde durduğunun, o enkaz bugün sadece sisteme çomak soktukları için tutuklanan, işsiz bırakılan, yok sayılan gazetecilerin o günlerde bütünüyle yok edildiğinin, o enkaz mahkemelerin bulunmasının adalet için yeterli olmadığının, o enkaz derin güçlerle mücadele ettiğini söyleyenlerin aslında bazı güçleri birilerinden alıp başka birilerine verme mücadelesini yürüttüğünün kanıtıdır. Söylenenin aksine o güçler açığa çıkmamakta, değişen yalnızca isimler ve yönetenler olmaktadır.

Mumcu cinayetinin hala çözülememiş olmasıdır o enkaza bütün bu anlamları yükleyen.

Mumcu cinayetinin çözülmemesi, Türkiye'de hala, korkulan, çekinilen güçlerin orada bir yerde bütün gücüyle durduğunun kanıtıdır.

Susmayı, bir yaşam biçimi olarak benimseyen insanlar vardır. Özgürlükleri ve silahları, konuşmamaktır. Her adaletsizlik onların eylemsizliklerinden güç alır biraz da. Ellerini kana bulayanlar, içlerindeki korların mezar taşlarıyla yaşayanlar, aynı adaletsizliğin ve aynı suçun ortaklarıdır hep birlikte. Gözlerin açıksa göreceksin! Kulağın sağır değilse duyacaksın! Ellerin kesik değilse uzanacaksın!"

Cumhuriyet ve demokrasi şehidi Uğur Mumcu'yu bir ölüm yıldönümünde daha rahmetle ve minnetle anıyoruz.

FAZLI KAMALI

CHP önceki dönem BALIKESİR İL BAŞKAN YARDIMCISI