5 Yıllık Soruşturmada Kritik Aşama
Tunceli'de 2019 yılında kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku davasında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kritik bir aşamaya ulaştı. Yaklaşık 5 yıldır süren araştırmalarda ulaşılan yeni deliller doğrultusunda, kamu görevlilerinin de aralarında bulunduğu geniş bir şüpheli ağına yönelik operasyon düzenlendi.
11 Kişi Tutuklandı, Eski Vali Adliyede
Operasyon kapsamında, kasten öldürme, cinsel saldırı ve suç delillerini yok etme gibi ağır suçlamalarla gözaltına alınan 15 şüpheliden 11'i tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklananlar arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, Abakarov'un annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer yer alıyor.
Listede ayrıca valinin koruma polisi Şükrü Eroğlu, SIM kart verilerini sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok ve dönemin Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir bulunuyor. ABD'de bulunan şüpheli Umut Altaş hakkında ise yakalama kararının ardından uluslararası kırmızı bülten çıkarıldı.
Suç delillerini yok etme şüphesiyle Erzurum'da gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel ise adliyeye sevk edildi. Sonel'in 2017-2020 yılları arasında Tunceli Valisi olarak görev yaptığı biliniyor.
Hastane Kayıtları Profesyonelce Silinmiş
Soruşturma dosyasındaki en çarpıcı bulgulardan biri, Gülistan Doku'nun kaybolmadan kısa süre önce Tunceli Devlet Hastanesi'ne yaptığı girişe dair kayıtların dijital sistemden kasıtlı olarak silinmesi oldu. Bilirkişi raporlarına göre, Doku'nun 31 Aralık 2019 saat 09.09'da hastaneye giriş yaptığı POLNET kayıtlarında sabit olmasına rağmen, hastane bilgi yönetim sistemindeki (HBYS) LOG kayıtları profesyonel bir müdahaleyle yok edildi.
Savcılık, silinen kayıtlarda Doku'nun "gebelik ve kalp sesi ölçümü" gibi başlıklarla muayene edildiğine dair izler bulunduğunu, bu verilerin kim tarafından silindiğinin araştırıldığını belirtti.
Gizli Tanık Beyanları ve Mezarlık Kazısı
Soruşturmanın seyrini değiştiren bir diğer gelişme ise "Şubat" kod adlı gizli tanığın beyanları oldu. Gizli tanık, Mustafa Türkay Sonel ve Umut Altaş'ın Doku'yu öldürdüğünü, cesedin koruma polisi Şükrü Eroğlu tarafından Pertek ilçesindeki Koçpınar köyü mezarlığına gömüldüğünü, ancak 1-2 yıl önce yerinin değiştirildiğini iddia etti.
Bu iddia üzerine 12 Ocak 2025'te bölgede yer altı görüntüleme cihazlarıyla yapılan taramalarda, uzmanlarca "bir şahsın gömülüp sonradan çıkarıldığına dair toprak yapısında boşluk ve oksitlenme" tespit edildi. Ancak yapılan kazıda herhangi bir kemik parçasına rastlanmadı.
Şüphelilerin Savunmaları ve Teknik Deliller
Kasten öldürme suçundan tutuklanan Mustafa Türkay Sonel, ifadesinde tüm suçlamaları reddetti. Gülistan Doku'yu tanımadığını öne süren Sonel, "Benim ateşli silahım yok, sadece airsoft (oyuncak tüfek) merakım var. Adımın bu olayla anılması babamın vali olması sebebiyledir, bu bir itibar suikastıdır" dedi.
Ancak savcılık, olay gecesi Sonel'in telefonunun Doku'nun son görüldüğü Sarı Saltuk Viyadüğü bölgesinde baz vermesini ve PTS kayıtlarını "kuvvetli suç şüphesi" olarak değerlendirdi.
Adalet Bakanı'ndan Açıklama
Adalet Bakanı Akın Gürlek, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Kamu vicdanında derin iz bırakan bu soruşturma tüm yönleriyle yeniden ele alınmakta, hiçbir şüphe ve iddia göz ardı edilmeden, ucu nereye giderse gitsin kararlılıkla araştırılmaktadır" ifadelerini kullanmıştı.
Sürecin Arka Planı
Gülistan Doku davası, Türkiye'deki kayıp kişi soruşturmaları arasında en çok kamuoyu yankısı uyandıran davalardan biri olarak öne çıkıyor. 2019'dan bu yana süren soruşturmada, dijital delillerin önemi ve kamu görevlilerinin soruşturmadaki rolü dikkat çekici boyutlara ulaştı. Soruşturmanın bu kadar uzun sürmesi, adalet sisteminin karmaşık davalardaki kararlılığını ve zorluklarını da gözler önüne seriyor.
Editör Yorumu
Gülistan Doku davası, Türkiye'deki adalet sisteminin en karmaşık ve çok katmanlı soruşturmalarından birini temsil ediyor. Kamu görevlilerinin de şüpheli olarak yer aldığı bu dava, devlet kurumlarındaki hesap verebilirlik mekanizmalarının test edildiği bir sürece işaret ediyor. Soruşturmanın 5 yıl sonra bu aşamaya gelmesi, dijital delillerin modern adli soruşturmalardaki hayati rolünü bir kez daha vurguluyor. Davanın sonuçları, benzer kayıp vakalarının soruşturulmasında emsal teşkil edebilecek nitelikte.






Yorumlar
Yorum Yap